Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur...

böbrek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
böbrek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2016 Pazar

Böbrek Hastaları Ve Tedavi Yöntemleri

Böbrek Hastaları Ve Tedavi Yöntemleri







Organ nakli bekleyen hastalar aralarında diyalize alt böbrek hastaları birincil sırada. Erken tanı ve tedavinin önemli olduğu bu hastalıkta sintigrafik yöntemler, hastalar için çok kayda değer ayla geldi. Içten tedavinin uygulamasına imkân veren yöntemler diyaliz tedavisini ve organ nakli ihtiyacını önemli oranda azaltabiliyor.
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı ’ndan Prof. Dr. F. Suna Kıraç; Böbrek hastalarının tanısı hakkında manâlı bilgiler verdi.
Endişeleriniz Varsa Doktora Başvurun, Erken Tanı Manâlı


Kronik böbrek hastalıklarının en kayda değer nedenleri; hipertansiyon, şeker hastalığı, böbrek taşları, enfeksiyonlar ve idrar akışının yavaşlamasına neden olan öteki durumlardır. Yürek ve damar hastalıkları, böbreklerin kanlanmasını bozarak böbrek yetmezliğini tetikleyebilmektedir.
Erken tanı tedavinin sürecini de kolaylaştırıyor ve böbreklerde daimi zarar gelişimini önlemek ve organ nakli gereksinimini azaltmak açısından önemlidir. Tanının gecikmesi ile halsizlik, bulantı, iştahsızlık ve ara sıra ateş biçiminde ortaya çıkan genel yakınmalar, böbreklerde geri dönüşümsüz işlev kaybına neden olmakta ve diyaliz tedavisi gerekmektedir. Hastalarda böbrek yetmezliği ve diyaliz tedavisi; kalp, beyin gibi öteki organlarda beğenilmeyen etkiler yaratmakta, hastaların %50 ’si yürek-damar hastalıklarına, %20 ’si ise diyaliz tedavisinin alt etkilerine tabi olarak kaybedilmektedir.


Böbrek Hastalığının Teşhisinde En Fazla Kullanılan Yöntemler
Kan ve idrar testlerine ek olarak; ultrason, kontrastlı-ilaçlı böbrek grafisi, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve sintigrafik yöntemlerdir. 
En sık uygulanan yöntem olan ultrason ile böbreklerin yapısı, yeterince kanlanıp kanlanmadığı değerlendirilir lakin böbreklerin süzme işlevi değerlendirilemez. Böbreklerin süzme fonksiyonunun normal olup olmadığı, ilaçlı böbrek filmi (IVP), bilgisayarlı tomografi, gadolinum manyetik rezonans görüntüleri gibi kontrast madde veya sintigrafi gibi radyoaktif madde uygulamalarından daha sonra alınan böbrek görüntüleri ile değerlendirilir. İleri yaştaki, diyabet hastası, idrar söktürücü ilaç kullanan ve yeterince akışkan alamayan hastalarda ise, kontrast maddelerin negatif etkilerinin ortaya çıkma olasılığı yüksektir. Genel kural olarak kontrast madde uygulaması, süzme işlevi ileri düzeyde azalmış kronik böbrek hastalarında seçim edilmemekte; fakat özel durumlarda kontrollü olarak uygulanabilmektedir. 

Sintigrafik Yöntemler Düşünülenin Aksine Zararsızdır.
İlaçlı görüntüleme yöntemlerinin (IVP, BT ve hatta MRG) tersine, sintigrafik görüntülemede kullanılan radyoaktif maddelerin böbrekler veya diğer organlar üstüne negatif etkisi yoktur. Ciddi böbrek yetmezliği olan hastalarda da güvenle uygulanabilir; tedavi planlanması ve izlemi açısından öteki yöntemlerle elde edilemeyen bilgiler verir. Damar yolu ile uygulanan ve böbreklerle vücuttan atılan radyoaktif maddelerin tanıdık ciddi alt etkileri yoktur. Sintigrafik incelemeler esnasında hastanın maruz kaldığı radyasyon miktarı, genel inanışın aksine; yüksek olmayıp elde edilen bilgilerin faydası ile karşılaştırıldığında göz ardı edilebilecek düzeydedir. Radyonüklid görüntüler, böbrek damarlarında daralma, hipertansiyon ya da diyabete yan enfeksiyonlar ve yapı bozukluklar gibi böbreklerde zarar yaratıcı hastalıkların ayırıcı tanısında manâlı rol oynamaktadır.
Sintigrafik görüntüler, organ nakli olgularında verici ve alıcının böbrek işlevlerinin değerlendirilmesi dışında; yürek, beyin, paratiroid bezi, kemikler gibi diyaliz tedavisinden olumsuz etkilenen organların işlevinin ve yapısal bozukluklarının değerlendirilmesinde de klinisyene kayda değer bilgiler sunar. Nakil sonrası başarı sağlanmasında sintigrafik çalışmaların önemi büyüktür. Nakil işlemi öncesinde, vericinin böbreklerinin inşa ve işlevlerinin değerlendirilmesi, olağan çalışan uygun böbreğin hastaya nakledilmesini sağlayacak ve böylece alıcıya nakledilen böbrekte istenmeyen klinik tabloların gelişimi azalacaktır. 
Read More

11 Haziran 2016 Cumartesi

Böbreklerinizi Koruma Altına Alın








Etap, ayak bilekleri ve göz kapaklarında şişlikler gibi belirtilerle kendini muhakkak eden böbrek hastalıklarının görülme sıklığı gitgide artarak tüm dünyada artıyor.
Memorial Ankara Hastanesi Nefroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Kayser Çağlar, "Böbreklerin temel fonksiyonu vücutta oluşan artık ürünleri ve pozitif sıvıyı uzaklaştırmaktır. Bu işlem cisim kimyası için epeyce önemlidir. Bunun yanı sıra böbrekler kan basıncını düzenleyen hormonları salgılar, vücudumuzdaki D vitaminini etkin ülkü getirir ve kan hücrelerinin üretimi için zorunlu olan hormonu salgılar. Değişik hastalıklar ve bazı ilaçların yanlış kullanımı sonucunda ortaya çıkabilen "akut böbrek yetmezliği" böbrek fonksiyonlarının ani olarak azalmasıdır. Böbrek fonksiyonlarının daha uzun zaman içerisinde geriye dönemeyecek şekilde azalması ise "kronik böbrek yetmezliği" olarak adlandırılır. Diyabet ve kan basıncı hastalan, ileri yaştaki bireyler ve ailesinde böbrek hastalığı öyküsü yer alan kişilerin böbrek hastalıklarına yakalanma riskleri daha fazladır" diyor. Herhangi bir böbrek hastalığı bulunmayan şahısların böbrek sağlığını korunmak için uyarı etmesi gerekenler:
  • Düzenli çalışma yapmak
  • Vücut ağırlığını kontrol aşağıda tutmak
  • Tansiyonu ve kan şekerini denetleme altında tutmak
  • Dengeli beslenmek
  • Sigara kullanmamak
  • Alkol tüketimini sınırlandırmak
  • Yeterli miktarda sıvı almak
  • Yılda bir hekim kontrolü yaptırmak
  • Bilinçsiz ilaç tüketiminden uzaktan durmak
  • Ailedeki hastalık öykülerini iyi anlamak ve bunlara göre önlemler almak
  • Kan basıncı ölçümü 
Read More

9 Haziran 2016 Perşembe

Doğru Beslenmeyle Böbrek Taşı Engellenebilir




Bevliye Uzmanı Op. Dr. Hakan Çakıcı, böbrek taşından korunmak için sağlıklı beslenmenin önemli olduğuna uyarı çekerek, "Besin alışkanlıklarına dikkat eden hastaların yüzde 50 'sinde böbrek taşı oluşumu önlenebiliyor" dedi.

Yaygın sıhhat problemlerinden biri olan böbrek taşlarının 5 sene içinde yinelenme oranının yüzde 35 gibi yüksek bir oran olduğunu dile getiren Op. Dr. çakıcı, "Yani, her üç hastadan biri, yıllar içinde, böbrek taşlarıyla her yerde savaşmak zorunda kalabiliyor. Ülkemizde yüzde 15-20 gibi yüksek bir oranda görülen böbrek taşları, şiddetli ağrılarla seyrederek yaşam kalitesini düşürebilen ve böbreklerde fonksiyon kaybına yol açabilen ciddi bir hastalık, çalışmalara kadar, gıda alışkanlıklarına uyarı eden hastaların yüzde 50 'sinde böbrek taşı oluşumu önlenebiliyor. Bunun için sıkı bir perhiz uygulanmasına da lüzum değil" ifadelerini kaydetti.
Read More

8 Haziran 2016 Çarşamba

Her Şeye Rağmen Zayıflayamayanlara







Elinizden geleni ardınıza koymadınız ve hala kilo veremiyor musunuz? Hormonel bir sorunla karşı karşıya olabilirsiniz.
Diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen ya da oldukça eksik kilo verenlerin değişik hormonel sebepler yönünden araştırılması gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Fevzi Balkan şu seçeneklere bakılması gerektiğini dile getirdi:

1-İnsülin Direnci: Göbek yağlanması, karaciğer yağlanmasının en sık sebeplerinden biridir. Özlem krizleri, doyamama, halsizlik, bitkinlik, sık acıkma gibi şikayetlere sebep olur. 8 saat istek sonrası ölçülen insülin ve kan şekeri düzeyi ile hesaplanabiliyor.

2-Tiroid Hormonlarının Eksik Çalışması: Hashimoto hastalığı, tiroid ameliyatı ya da tiroid iltihabı sonrası gelişebiliyor. Tiroid hormonlarının yetkisiz salgısı vücutta su tutulumu, ödem, kilo alımı, adale ağrısı, adet düzensizliği, kabızlık yapabiliyor. Teşhis kandaki hormon düzeylerine bakılarak konabiliyor. Tedavisi ömür boyu dıştan tiroid hormon ekstresi alarak yapılabiliyor.

3-Böbreküstü Bezlerinin Fazla Çalışması: Böbreküstü bezinden fazla kortizol salgılanması cushing sendromu olarak da biliniyor. Fazla kortizol salgısı kilo alımı, insülin direnci, diyabet, kan basıncı yüksekliği, adet düzensizliği, tüylenme artışı ve aydede yüze sebep olabiliyor.

4-Polikistik Over Sendromu: Genç bayanların %7 ’de görülebiliyor. Adet düzensizliği, tüylenme artışı, yüzde tedaviye karşın geçmeyen sivilceler, kilo alımı gibi belirtiler gösteriyor. Yumurtalık ultrasonunda fazla sayıda kistin görülmesi ve hormon tetkiklerinde bozukluklar ile tanı edilebiliyor. Çare edilmezse kemik erimesi, kilo alımı, kısırlığa sebep olabiliyor ve rahim kanser riskini artırabiliyor.

5-Cinsiyet Hormonlarının Azalması: Erkeklerde testosteron bayanlarda östrojen hormon düzeylerinin azalması ile tanı edilebiliyor. Erkeklerde testosteron azlığı adale gücünde kayba, ereksiyonun olmamasına, yağlanma artışına ve kısırlığa sebep olabiliyor. Kadınlarda östrojen azalması daha fazla menapozda adetlerin kesilmesi ile oluyor. Sıcak basmaları, stres,çarpıntı, kilo artışı ile kendini gösteriyor.

6-Yükselme Hormonu Fazlalığı (Akromegali):Artış hormonunun hipofiz bezinde adenom olmasına emrindeki artı çalışması bütün organların ve boyun orantısız büyümesine kilo artışına, şeker hastalığı ve yürek hastalığı riskinin artmasına sebep olur.

7-Prolaktin Hormon Fazlalığı: Hipofiz bezinden salgılanan bir hormondur. Kadınlarda memeden süt gelme, adet düzensizliği, tüylenme artışı ile kendini gösterirken erkeklerde daha çok ereksiyon olamama ve görme kaybı ile kendini gösterir. Ilaç ve bazı özel durumlarda cerrahi tedavi gerektirebilir.

8-D Vitamini Eksikliği: Eksikliği maalesef fazla fazla. Güneş ışınlarına yetkisiz maruziyet, büro ortamında alıştırma sıklığını artırıyor. Genelde bulgu vermiyor. Kas kemik ağrıları, halsizlik, bağışıklık sistemi zayıflığına bağlı sık enfeksiyon geçirme, kemik erimesine sebep olabiliyor. Eksikliği insülin direncini ve şeker hastalığı riskini artırabiliyor.

9-Reaktif Hipoglisemi: Basit ve arıtılmış karbonhidrat tüketiminden başlıca 1-2 saat sonradan halsizlik, uyuklama, sersemleme, terleme, çarpıntı ile seyreden karbonhidrat alınınca rahatlama olan rahatsızlık tattlı ihtiyacını artırarak kilo aldırıyor. Tedavide ara öğünlü ve düşük glisemik indeksli besin bazen ilaç tedavisi gerekebiliyor.


Read More

3 Haziran 2016 Cuma

Sedef Hastalığı Sadece Sedef Mi?

Sedef hastalığı cilt hastalığı olarak görülse de beraberinde böbrek, yürek, göz, kemik hastalıklarını da getiriyor.
Türkiye Sedef Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Şimşek, sedefin bir cilt hastalığı olarak düşünülmemesi gerektiğini belirterek, böbrek, yürek, göz, kemik, fiziki sorunları da beraberinde getirdiğini söyledi.






Türkiye Sedef Hastaları Dayanışma Derneği, sedef hastalığında farkındalığı meydana getirmek için İstanbul Belgrad Ormanı'nda yürüyüş etkinliği düzenlendi. Etkinliğe, Türkiye Sedef Hastaları Derneği Başkanı Mustafa Yıldırım, sedefli hastalar, hastaların aileleri ve vatandaşlar katıldılar. Etkinlikte sedef hastalığı, sedefli hastaların yaşadıkları sorunlar ve tedavi sürecindeki yaşadıkları durumlar hakkında veri verildi. Ardındaki etkinliğe katılanlar koşu parkurunda yürüyüş yaparak farkındalık oluşturuldu.
Etkinlikte konuşan Türkiye Sedef Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Yıldırım, ''Bu etkinliğin amacı, sedef hastalarının motivasyonunu ve öz güvenini arttırmak, hayat kalitesini yükseltmek ve sosyalleştirip topluma kazandırmaktır. Sedef hastalığı kendi başına bir rahatsızlık değildir. Kendisiyle beraber götürdüğü bir fazla rahatsızlık var. Sedefi bir cilt hastalığı olarak düşünmemek lazım. Böbrek, yürek, göz, kemik, bedensel sorunları beraberinde getiriyor. Yapılan araştırmalarda sedefin bir kronik hastalık olduğu ortaya çıkmıştır. Bulaşıcı rahatsızlık değildir. Yüzde 40 kalıtsaldır. Aileden ve geçmişten gelen durumdur'' dedi.
''SEDEF TEDAVI EDİLEBİLİYOR''






Sedefli hastalar her şeyden önce dinç yaşamaya özen göstermesi gerektiğini altını çizen Yıldırım, ''Hastalıklar zihinseldir. Fikirler bozuldukça hastalıklar çoğalıyor. Sedef hastaları stresten uzaktan olmalılardır. Böyle yaşamayı öğrenmelilerdir. Biz yaklaşık 6 yıldır faaliyetteyiz. Sedef ile ilgili yaptığımız alıştırma ve etkinliklerle çoğu sedef hastasının bilgilendiğini düşünüyoruz. Çoğu çare yöntemi var. Biyoloji Ile Ilgili ve yüzeysel medikal tedaviler var. Ülkemizde sedef çare edilebiliniyor'' diye konuştu.
Etkinliğe katılan sedef hastası Elif Başaraner, hastalığın nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: "Hastalığım tırnağımda başlamıştı ve tırnağım düşmüştü. Mantar zannedildi. 1 ay sonrasından vücudumda çıkmaya başladı. Bu şekilde ayrım ettim. Hastalığımız görsel bir hastalık ve bere diye anlatım tarzı edebileceğimiz bir formasyonda olduğu için keza sancı şeklinde rahatsız ediyor keza de çevreyi görsel olarak rahatsız ediyor. Bu açıdan birazcık stresli bir rahatsızlık.''

"Hastalığın çare süreci azıcık sancılı oluyor" diyen Başaraner, ''17 takvim sedef hastasıyım. sıkça hastaneye yatışlarım olabiliyor. Olur Ya bir aya yakın hastanede yatma durumum olabiliyor. Sedefin tüm formları böyle değil. Maalesef hastanede çare gerektirdiği durumlar olabiliyor'' diye konuştu.

Sedef hastalığı konusunda mesaj veren Başaraner, ''Sedef hastalarının sahiden ilgiye ihtiyaçları var. Bilhassa sosyalleşemiyorlar. Görsel hastalık olduğu için çevre göre bulaşıcı diye yargılanabiliyorlar. Umarım toplum bu konuda aklıselim olur'' dedi.
İHA


Read More

Sosyal Ağlar

Twitter Facebook Google Plus LinkedIn RSS Feed Email Pinterest

ads1

www.ilarismedikal.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

ads3

ad2

Copyright © SAĞLIK VE FİTNESS | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com