Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur...

çözüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çözüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Parkinson Hastalığına Dair Önemli Notlar

Nöroloji Uzmanı Yard. Doç Dr Sevda Sarıkaya, yakında olacak olan 11 Nisan "Dünya Parkinson Günü" sebebiyle, ülkemizde 150.000 civarında hastanın mücadelesi ile ilgili data verdi "Parkinson hastalığı, beynimizin hareket sisteminden sorumlu bazı bölgelerindeki hücresel ölümü sonucu, dopamin denilen maddenin eksikliği ile ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.









Nörolojik hastalıklar içerisinde tedaviye en iyi yanıt verenlerden birisidir. Dünya üzerinde takriben 10 milyon kadar Parkinson hastası olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizdeki tahmini rakam ise 150.000 civarındadır. Yaş ile birlikte Parkinson hastalığı olasılığı artma gösterip, 65 yaş üstünde daha çok olsa bile daha genç yaşlarda da bu hastalığa yakalanmak muhtemeldir. Genetik geçiş üzerinde öyle durulmamakla birlikte, bazı özel türlerinde ailesel nitelik de vardır. Genelde ilk belirtisi, ellerde ya da ayaklarda titreşim şeklinde bilinir. Oysa bazı hastalarda birincil bulgu harekete başlamakta zorlanma, yüz ifadelerinin azalması, düşmeler hatta ara sıra buhran bile olabilmektedir.



Bu aşamada teşhis alması güçtür. Parkinson hastalığının seyri yavaştır. Bir hasta teşhis aldıktan sonra 30-40 senesini bu hastalıkla geçirebilir. Her hastada ufak-tefek seyir farklılıkları olabilmektedir. Ama Parkinson-plus sendromlar dediğimiz bu hastalık grubu vardır ki, bulguları nedeniyle Parkinson hastalığı ile karıştırılmaları fazla muhtemeldir. Bu hastalık grubunda seyir maalesef pek de iç açıcı değildir. Epeyce seri ilerleyip hastayı yatağa bağımlı ayla getirme ihtimali yüksektir. Parkinson-plus sendromlarda titreme genellikle olmaz. Katılık ve hareket etme güçlüğü ön plandadır. Ilk belirti olarak düşmelerle ortaya çıkabilir. Bu hastalık grubunun da birçok daha aşağı tipi vardır fakat keza hastalığın hem de daha alçak tipinin ayırıcı tanısı epeyce zordur.



Parkinson hastalarında görülen titreşim, " esansiyel tremor " dediğimiz başka bir hareket sistemi hastalığında görülenden farklıdır. Esansiyel tremor daha fazla genç yaşlarda görülür ve ailesel özellik taşır. Titreme ellerde yoğunluktadır ve parkinson da olduğu gibi tek taraf ağırlıkta olmaktan ziyade iki taraflıdır. Bazen ellerdeki titremeye boyun titremesine bağlı ilk olarak sallanma hareketi de eşlik eder.


Bu nesil hastalar eğer kendilerini çok rahatsız etmiyorsa tedavi bile edilmeyebilirler. Sosyal yaşamı etkiler ülkü gelirse verilebilecek birkaç nesil molekül ile titremeler azaltılabilir. Parkinson hastalığında olan titreme ise bir tarafta daha ağırlıklı olma eğilimindedir ve özellikle istirahat halinde belirgindir. Titremenin frekansı da daha düşüktür. Yani saniyedeki titreme sayısı esansiyel tremora kadar daha eksik olduğu için el ya da but kendi kendine hareket ediyor biçiminde de algılanabilir.
Parkinson hastalığı ve Demans ilişkisi Parkinson hastalarının zihinsel yetileri de zamanla kayba uğramaktadır. Bu hastalıkta etkilenen bazal gangliyonlar dediğimiz beyin bölgelerinin de zihinsel fonksiyonlarımıza katkıları bulunmaktadır. Parkinson hastalığında görülen demans tipinin adı


Parkinson Demansıdır ve bu demans çeşidi Alzheimer hastalığından farklıdır. Hafıza depolarmda sorun yoktur ama bilginin depodan çağırılıp çıkarılmasında sorun vardır. Zamanla Parkinson hastalığının ilerlemesi ile birlikte Alzheimer hastalığı da eklenirse demans türü Parkinson demansından, mikst müşteri demansa dönmektedir. Parkinson hastalarının bilişsel fonksiyonlarmdaki etkilenmenin ayırıcı tanısı, ama ehil ellerde yapılan nöropsikolojik değer biçme ile yapılabilir.



Parkinson hastalarında hastalığın başlangıcından itibaren ya da zamanla eklenen diğer rahatsızlıklar da vardır. Bunlardan birisi depresyondur. Parkinson hastalığında depresyonun da eşlik etme olasılığı alışılagelmiş bireylerden yüksektir. Uyku bozuklukları da sık görülen bir durumdur. Gece uykularında sorun, kabuslu ve hareketli rüyalar görme, uyku esnasında fazla hareketlilik gibi uyku tutum bozuklukları da sık sürülmektedir



Read More

26 Haziran 2016 Pazar

Aşırı Terlemenin Çözümü Botox

Estetik Hekimi Hülya Ettekin, koltuk altı, avuç içi bazen de but tabanında görülen lokalize hiperhidrozis yani yöresel aşırı terlemenin giderilmesinde botoxun galibiyet ile uygulanan bir medikal çare olduğunu söyledi.







Bilhassa yaz aylarında büyük sorun olan aşırı terlemenin cerrahi dışı tedavisinin mümkün olduğunu gösteren Hülya Ettekin, "Botox ile terleme tedavisi ilgili bölgelerdeki ter bezleri çevresindeki düz kaslarının ve bu kaslara gelen sinirlerin blokajına dayanan bir yöntemdir. Aşırı terlemesi olan losyon-krem kullanımı gibi yöntemlerle terlemesinin önüne geçemeyen, cerrahi tedavi istemeyen kişilerde seçilebilecek en tehlikesiz küçük invaziv işlemdir" dedi.


AŞIRI TERLEMEDE UYGULANAN BOTOX NEDİR VE NASIL ETKI EDER?
Bir mikroorganizmanın laboratuvar ortamında masumlaştırılmış toksininden oluşan botoxun, ter bezlerinden ter yapımını baskılayarak etki ettiğini açıklayan Ettekin, "Botox tedavisini koltuk altı, aya, üçgenin taban olmayan kenarı tabanı gibi vücut bölgelerinde oluşan her türlü terlemede kullanmak mümkündür. Bu tedaviler gebelik, emzirme ve ilaç içeriğine duyarlık gibi durumların varlığında uygulanmamalıdır. Yine bazı nöromusküler ve motor nöron hastalıktan olarak aşina asap ya da adale hastalıklarına sahip kimselerde uygulamalar özel dikkat gerektirmektedir. Uygulamadan 24 saat öncesinde deodorant ve sözde ürün kullanımına ara verilmedir. Koltuk altı terlemesi için yapılacak uygulamada kılların tıraş edilmesi uygun olacaktır. Fazla terlemede botox uygulaması muayenehane şartlarında gerçekleştirilebilir. Uygulamadan sıradan 15 dakika önce lokal anestezik krem kullanılması hasta konforunu arttırır ve yeterlidir. Operasyon süresi ortalama 15 dakika kadardır" diye konuştu.

BOTOX UYGULAMASININ TABI ETKİLERİ VAR MIDIR?
 Botox uygulamasında nadiren kullanım alanında morlukların oluşabileceğini bildiren Ettekin, "Bu durum kısa sürede geçer. aya, ayak tabanı uygulamalarında hafif duyu kayıpları yaşanabilir. Bu durum ayrıntılarıyla geri dönüşümlüdür. Bütün bu bilgilerin ışığında fazla terlemenin yerel olduğu durumlarda ilgili alanlara uygulanması hastanın konforunu arttıran hatta özgüven problemini ortadan kaldırarak sosyal yaşamını destekleyen epeyce sağlıklı bir uygulamadır" şeklinde konuştu.

Read More

Uyuşmayı Dikkate Alın

Periferik atar damar hastalığı, başlıca ayak atardamarlarında daralma ve tıkanmaya ast olarak gelişen, vasküler bir hastalıktır.





Rahatsızlık hayat kalitesini bozar. Yürürken ve hastalığı ileri evrelerinde dinlenme halinde bile bacaklarda sızı ve kramplara neden olur. Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan İlkay, "Hastalık doğumsal ya da sonra oluşabilir. Doğumsal olanlar diğer bir damara açılması (fistül) veya balonlaşma (anevrizma) tarzında olabilir. Hastalığın en manâlı sebebi aterosklerozdur (damar sertliği)" diyor.




Damar sertliği en önemli niçin Periferik atar damar hastalığının en keskin özellikleri arasında etap ve kolda uyuşma baskı kaybı, görmede veya konuşmada geçici bozukluk yer alıyor. Bunların dışında inme, yürürken bacaklarda sancı, bacaklarda kapanmayan yaralar, ereksiyon (sertleşme) zorluğu, yemek sonrası karın bölgesinde sancı, el hareketleri ile artan baş dönmeleri, sırt ya da karında ağrı da doktora gitme konusunda uyarıcılar aralarında. Hastalığın en kayda değer nedeni ise ahali aralarında damar sertliği olarak bilinen aterosklerozdur.
Damar tıkanıklığı çoğunlukla şeker hastalarında görülüyor Ayak damarlarının tıkanıkları diz altı ve üstü diye sınıflandırılmakta ve son yıllarda balon ya da stentleme cerrahiden daha sık kullanılıyor. Diz altı damar tıkanıkları özellikle şeker hastalarında görülüyor. Tedavi süreçleri geciktirildiğinde, ayakta kapanmayan yaralar birçok vakit uzvun kesilmesi ile sonuçlanabiliyor. Balon ile damarın açılması hem yara iyileşmesi hem de uzuv kayıpları manâlı ölçüde azaltabiliyor

Read More

Sedefin Çözümü Mutfakta

Bir nesil deri hastalığı olan sedef hastalığının sebebi tamamiyle bilinmemektedir.





Peki. sedef hastalığına ne iyi gelir?
Sedef hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir ama cilt hastalıkları arasındaki en önemli ve tehlikeli olanıdır. Ciltte, baş derisinde, dirsek ve dizlerde; gümüş renkli kabuklanmalar olarak kendini gösterir. İleri safhalarda bütün vücuda yayılabilir ve bu kabuklanmalar iltihaplı bir hale dönüşebilir. Bu sebeple tedavisi dikkatsizlik edilmemesi gereken bir rahatsızlıktır.

Sedef hastalığı tedavisinde Birincil yapılacak şey, stresten uzak durmaktır. Sedefe iyi gelen birkaç bitkisel formül baştan sona bu hastalığın etkilerini azaltmak mümkün olabilmektedir, Ezdiğiniz 3-4 diş sarımsağı 1 kadeh kaynar suyun içine atın. 1 tatlı kaşığı üzüm ya da elma sirkesi bu suya ekleyin. 4 5 tane taze yaban mersinini de ekledikten sonradan 1 dakika kaynatın. Bu karışım ile rahatsızlık görülen bölgeleri yıkayabilirsiniz. 1 ölçü zerdeçal ve 1 ölçü deve dikeni tohumunu toz haline getirip Sabah ve akşam aç karnına t tatlı balla Karıştırıp yiyebilirsiniz.

Read More

10 Haziran 2016 Cuma

Apandisitte Ameliyatsız Çözüm







Erken evredeki apandisitin antibiyotiklerle tedavi edebileceği, böylece ameliyata lüzum duyulmayacağı belirlendi.

Finlandiya'daki Turku Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, 10 günlük antibiyotik tedavisinin iltihabı ortadan kaldırabildiğini gösterdi. Bilim adamları, 530 hastayı 2 gruba ayırdı. Birincil gruptakiler ameliyat edildi, ikinci gruptakilere 10 gün antibiyotik verildi. Ilk gruptakilerden biri hariç tümü iyileşti. İkinci gruptakilerin ise yüzde 73'ü iyileşti, yüzde 27'sinin apandisi alındı.
Bilim adamları, bu sonuçlar ışığında hastalara antibiyotik tedavisi ve ameliyat aralarında seçim hakkı tanınabileceğini belirtti. Apandisit ameliyatlarının 100 yılı aşkın süredir yapıldığını andıran bilim adamları, bugün tarama cihazlarla belli tanı koyulabildiğini ve geniş spektrumlu antibiyotiklerin tedavide kullanılabileceği, bu nedenle erken aşamadaki iltihaplanma halinde ameliyata lüzum duyulmayabileceğine dikkati çekti.
Araştırmanın sonuçları Amerikan Tıp Dergisi'nde (JAMA) yayımlandı. Kalınbağırsak üzerindeki apandis organının iltihaplanmasına apandisit deniyor. Karın ağrısı ve mide bulantısıyla kendini bildiren apandisit, apandisin ameliyatla alınmasıyla tedavi ediliyor. 
Read More

Sosyal Ağlar

Twitter Facebook Google Plus LinkedIn RSS Feed Email Pinterest

ads1

www.ilarismedikal.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

ads3

ad2

Copyright © SAĞLIK VE FİTNESS | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com