Psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Kemal Arıkan, deliryumun kişide dikkat ve akıl gibi bilişsel işlevler ile davranışlarda biçimsizleşme ile sonuçlanan, hızlı ve dalgalı seyirli bir tablo olduğunu ve çoğunlukla ağır bir tıbbi rahatsızlık nedeniyle hastanede yatmakta olan hastalarda ortaya çıktığını belirtti.
DELİRYUM NEDİR?
Deliryum, kişide dikkat ve akıl gibi bilişsel işlevler ile davranışlarda biçimsizleşme ile sonuçlanan, seri ve dalgalı seyirli bir nöropsikiyatrik tablodur.
Deliryum hastaları uyku kurnazlık sisteminde bozulma (aşırı uyarılmışlık ya da durgunluk, gündüz uykuluğu, gece ise ajitasyon-hareketlilik), uyarı-akıl işlevlerinde gerileme ve sezgi bozuklukları (hayal görme, kişileri karıştırma) sergilerler. Hastalar çoğunlukla nerede olduklarını karıştırırlar, saçma sapan konuşabilirler, refakatçilerini tanıyamayabilirler, öfkeli ve korkulu görünürler.
DELİRYUMUN NEDENLERİ
Deliryuma sebebiyet veren hastalıklar çoğunlukla beynin dışındaki organlarla ilişkili tıbbi hastalıklardır (örn. karaciğer sirozu, ciddi kalp yetersizliği, solunum sisteminin önemli hastalıkları, ileri düzeyde anemi, bedenin büyük travmaları, büyük ameliyatlar, ağır enfeksiyonlar gibi). Daha nadir olarak alkol, bazı sakinleştiriciler, ilaçlar ve beynin birincil hastalıkları (örn. ensefalit denilen beyin iltihabı) deliryum nedenidir.
Deliryum sıklıkla altta yatan tıbbi hastalığın ciddiyetini bildiren bir semptom olarak kabul edilmelidir. öte yandan deliryum, hastaların yararsız davranışları ve buna emrindeki çare uyumsuzlukları nedeniyle tıbbi hastalıkların tedavisini güçleştirebilir.
DELİRYUM TEDAVİSİ
Deliryum çoğunlukla altta yatan tıbbi hastalığın başarıyla tedavisini takiben geriler ve iyileşme eğilimi gösterir. Deliryum tıbbi tedaviye uyumun sağlanabilmesi ve kişinin yanlışlıkla kendisini yaralaması türünden risklerin azaltılması nedeniyle antipsikotik denilen ilaçlar kullanılarak teftiş altına alınır.
Her deliryum olgusunda, kişinin hangi tıbbi sebeple deliryum yaşadığının araştırılması birincil öncelik taşıyan bir husustur. böylece değişik kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemlerine başvurulmalıdır.

0 yorum:
Yorum Gönder